DOLAR

46,2874$% 0.15

EURO

53,6017% -0.16

GRAM ALTIN

6.277,08%0,31

ÇEYREK ALTIN

10.459,00%0,77

ONS

4.219,29%0,16

BİST100

13.938,48%1,42

BİTCOİN

2969849฿%1.07714

a
Mehmet POPKÖYLÜ

Mehmet POPKÖYLÜ

01 Haziran 2026 Pazartesi

Bir Görüntü, Bin Yara

1

BEĞENDİM

ABONE OL

Bazen bir ülkenin ruh hâlini anlamak için uzun raporlara, istatistik tablolarına gerek yoktur. Bir görüntü yeter. Sosyal medyada birkaç saniye dönen bir video, yıllardır biriken çürümeyi gözler önüne sermeye yetebilir.
Son günlerde yine böyle bir görüntü dolaşıma girdi. Kimine göre “münferit”, kimine göre “abartılıyor”. Oysa mesele tek bir olay değil. O görüntü, buzdağının sadece görünen yüzü.
Toplum olarak artık şuna alıştık: Her olaydan sonra ilk refleksimiz gerçeği tartışmak değil, olayı küçültmek oluyor. “Her yerde olur”, “Genelleme yapmayın”, “Bir kişiden ne çıkar?” cümleleri otomatik savunma mekanizmamız hâline geldi. Oysa sorun tam da burada başlıyor. Çünkü hiçbir toplumsal çöküş bir anda olmaz; hep “küçük” diye geçiştirilen adımlarla ilerler.
Eğitimde saygı zedelenir, “gençlik enerjisi” denir.
Hukukta adalet gecikir, “iş yükü fazla” denir.
Şiddet sıradanlaşır, “provokasyon” denir.
Ve her seferinde sorumluluk bir yerlerde buharlaşır.
Güncel olaylar bize şunu söylüyor: Sistem yalnızca bireyleri değil, değerleri de koruyamaz hâle gelmiş durumda. Öğretmenin itibarı, hukukun caydırıcılığı, kurumların güvenilirliği… Hepsi aynı aşınmanın parçası. Bir zincirin halkaları gibi; biri koptuğunda diğerleri de gevşiyor.
Asıl tehlike ise duyarsızlaşma. Bir olay ilk kez olduğunda öfkelendiğimiz şeye, üçüncü kez “denk geldik” diyoruz. Beşinci kez ise kaydırıp geçiyoruz. İşte tam bu noktada sorun, olayı yapanlardan çok seyirci kalanlara ait oluyor.
Toplumlar çökmez; yavaş yavaş alışır.
Bugün tartıştığımız görüntü yarın unutulacak. Yerine yenisi gelecek. Ta ki bir gün “Bu noktaya nasıl geldik?” diye sorduğumuzda, cevabı hatırlayamayacak hâle gelene kadar.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Biz ne zaman yanlış olana “dur” demek yerine, “bize denk gelmedi” demeyi tercih ettik?
Ve daha önemlisi:
Bir sonraki görüntüde yine sadece izleyici mi olacağız…?