47,3757$% 0.03
53,9212€% 0.05
6.203,06%-0,05
10.144,00%0,00
4.073,15%-0,09
13.774,77%-1,21
3013581฿%-1.9
23 Temmuz 2026 Perşembe
Parasosyal
SONUÇLARI KONUŞUYORUZ...
KALP YANGINLARI GÖRÜLMEZ, KALP ÇIĞLIKLARI DUYULMAZ
İnsan Yıldızına Değil, Nefsine Takılır Her Burcun Gizli İmtihanı – 1. Seri
TÜRKİYE Gelişim ve Gençlik Vakfı, Kocaeli İl Başkanlığı
Mustafa KUL - SPOR VE SİYASETİN SOSYAL HAYATIMIZDA ETKİLERİ (SSS)
TÜRKİYE Gelişim ve Gençlik Vakfı, toplumsal gelişimi desteklemek, gençlerin potansiyelini ortaya çıkarmak ve Ülkemizin geleceğine katkı sağlayacak sürdürülebilir projeler üretmek ve faaliyetler gerçekleştirmek amacıyla kurulmuştur. Vakfın temelleri, uzun yıllara dayanan akademik birikim, mesleki tecrübe ve toplumsal sorumluluk anlayışının birleşmesiyle atılmıştır.Vakıf Sayın Emre ŞAHİN beyefendinin önderliğinde 18 Temmuz 2024 tescil tarihi ile resmiyet kazanarak faaliyetlerine başlamıştır.
Vakfın Kocaeli il başkanlığı olarak 18 Temmuz 2026 tarihinde vakfın 2. yıl dönümünde il başkanı Murat BOZKURT öncülüğünde gençlerle birlikte karşılıklı sohbet edilmiş ,söyleşiler yapılmış, piknik organizasyonu düzenlenmiştir. Murat başkanın hayat her zaman bir bakış açısından çok daha fazlasıdır, sözünden yola çıkarak gençlerin ihtiyaçlarına yönelik her türlü çözümü bulabileceğiniz çözüm ortağınız TGGV Türkiye Gelişim ve Gençlik Vakfı ile yola güvenle devam edebilirsiniz. Kocaeli il başkanlığı olarak gençlerin eğitim, gelişim ve sosyal katkı alanlarında faaliyetlerini sürdüren vakıf, 7’den 70’e insana verdiği değer ile ön plana çıkmaktadır.
Kocaeli il başkanlığı olarak 3 ana odağı bulunmaktadır:
– Eğitim Programları: Gençlerin kişisel ve mesleki gelişimlerine katkıda bulunacak atölye çalışmaları, seminerler ve mentörlük programları düzenleyerek, onların potansiyellerini en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor.
– Sosyal Sorumluluk Projeleri: Gençlerin sosyal sorumluluk bilincini artırmak için çevre, sağlık ve eğitim gibi konularda farkındalık projeleri geliştirmek. Gönüllü faaliyetler aracılığıyla topluma katkıda bulunmalarını sağlamak.
– Burs ve Destek Programları: Maddi durumu yetersiz olan gençlere burs imkanı sunarak eğitimlerine destek olmak. Ayrıca, kendi projelerini hayata geçirebilmeleri için hibe veya destek programları oluşturmak.
Memnuniyet, istikrar ve güvenirlik çerçevesinde ilk günden bu yana sunduğu hizmetler ile uluslararası bağlamda sunduğu hizmet ve ürün seçenekleri ile günden güne büyümekte ve dünyaya açılmakta. Vakıf çizgisinden sapmadan, kendi yoluna ışık olan değerler ile gelecekte de gençlerimize ışık olmayı umut etmektedir.
Vakfın hizmetleri hakkında sormak istedikleriniz, önerileriniz ve yorumlarınız için iletişim kanalları ile vakıf yetkililerine ulaşabilirsiniz. TÜRKİYE Gelişim ve Gençlik Vakfı, her görüşe saygılı ve her fikre açık bir vakıfdır . Ülkemize böylesine değerli ve vizyonu olan bir oluşumu kazandırdığı için vakfın kurucusu Dr. Emre ŞAHİN beyefendiye teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum, ayrıca Kocaeli il başkanı sayın Murat BOZKURT başkanımın güzel sohbeti , bilgilendirme ve misafirperverliği takdire şayan , ayrıca ilimiz için yaptığı çalışmalarda da başarılar diliyorum, yolunuz açık olsun başkanlarım……
www.tggv.org

İstanbul’da 118 bin kişinin doldurduğu bir stadyum… Avrupa’nın bazı ülkelerinde konserleri iptal edilen, girişine izin verilmeyen bir sanatçı… Ve bütün bunlara rağmen sahneye çıktığında binlerce insanın aynı anda şarkılarına eşlik etmesi.
Kanye West tam olarak böyle bir figür.
Bir tarafta müzik tarihine damga vurmuş albümler, hip-hop’un sınırlarını değiştiren prodüksiyonlar ve milyonlarca insanı etkileyen bir sanat mirası var. Diğer tarafta ise yıllardır süren tartışmalar, antisemitik açıklamalar, toplumsal tepkiler ve giderek büyüyen bir kutuplaşma bulunuyor.
İstanbul konseri, aslında yalnızca bir müzik etkinliği değildi. Bu konser, günümüz dünyasının sanatçılarla kurduğu ilişkinin de bir aynasıydı.
Toplumlar artık sanatçıları yalnızca ürettikleri eserlerle değerlendirmiyor. Söyledikleri, savundukları, sosyal medya paylaşımları ve siyasi çıkışları da kariyerlerinin bir parçası haline geliyor. Kanye West bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri.
Peki insanlar neden hâlâ onu dinliyor?
Belki de cevap çok basit: Çünkü sanat ile sanatçı arasındaki çizgi herkes için aynı yerde başlamıyor ve bitmiyor. Bazıları için müzik, sanatçının kişiliğinden bağımsızdır. Bazıları için ise sanatçının söyledikleri, ürettiği eserin önüne geçer.
İstanbul’daki konser tam da bu tartışmanın ortasında gerçekleşti. Bir yanda onu protesto edenler vardı; diğer yanda farklı ülkelerden gelerek saatlerce stadyum önünde bekleyen hayranlar.
Bugün Kanye West’i konuşurken aslında yalnızca bir rapçiyi konuşmuyoruz. Şöhretin sınırlarını, iptal kültürünü, toplumsal hafızayı ve sanatın gücünü de tartışıyoruz.
Belki de asıl soru şu:
Bir sanatçı ne kadar büyük olursa olsun, eserleri onu sonsuza kadar koruyabilir mi?
İstanbul’daki 118 bin kişilik kalabalık, bu soruya henüz net bir cevap verilmediğini gösteriyor.
Bu fotoğraf, sadece bir anı değil; hareketin, dostluğun ve doğayla kurulan saf bağın güçlü bir yansıması. Arka plandaki ağaçlarla çevrili toprak yol, şehir hayatının gürültüsünden uzaklaşmayı simgelerken; öndeki genç ve enerjik grup, hayatın temposuna rağmen nefes almayı bilen insanların hikâyesini anlatıyor.
Doğa, insanın kendine döndüğü en sade aynadır. Beton duvarlar arasında sıkışıp kaldığımızda fark edemediğimiz birçok şey, böyle bir ortamda berraklaşır. Temiz hava ciğerleri doldururken, zihin de aynı şekilde arınır. Koşu, yürüyüş ya da sadece arkadaşlarla yapılan kısa bir mola… Bunların her biri aslında bedeni olduğu kadar ruhu da besler.
Bu karedeki birliktelik özellikle dikkat çekici. Farklı yaşlardan, farklı karakterlerden insanlar bir araya gelmiş; ama ortak noktaları çok net: hareket etmek, doğada olmak ve anı paylaşmak. Spor burada sadece fiziksel bir aktivite değil, aynı zamanda bir bağ kurma aracı. Yan yana durmak, omuz omuza vermek, birlikte yürümek… Bunlar modern hayatın unutturduğu ama aslında en temel ihtiyaçlarımızdan biri.
Gençlere ve kendini genç hissedenlere bir hatırlatma: Enerji sadece yaşla ilgili değildir. Hareket ettikçe artar, doğaya çıktıkça tazelenir, paylaştıkça çoğalır. Bir yürüyüş planlamak, sabah koşusuna çıkmak ya da arkadaşlarla doğaya kaçamak yapmak küçük gibi görünür ama etkisi büyüktür. Hem bedeninizi diri tutar hem zihninizi hafifletir.
Unutmayın, en iyi spor salonu bazen bir orman yolu, en iyi terapi ise temiz havada atılan birkaç adımdır. Hayatın temposuna kısa bir “dur” deyip doğaya yönelmek, kendinize yapabileceğiniz en büyük iyiliklerden biridir. Bu sağlıklı yürüyüş ve koşuyu organize eden değerli *Uefa C ,Fitness Antrenörü, Spor Koçu* gibi vasıflarıyla bizlere yol gösteren spor hocamız Ahmet Sönmezer ‘e tüm spor severler ve Karamürsel halkı adına teşekkür ediyorum…..Böyle donanımlı hocalarımıza gençlerimizi güvenle teslim ederek, gelecekleri ile ilgili doğru bir yol çizmeleri için gerekli olan alt yapıyı oluşturarak bedenen ve ruhen sağlıklı bir nesil hazırlayabilirsiniz….

Dün… bugün… ve muhtemelen yarın.
Aynı haber, aynı acı, aynı çaresizlik.
Okul dediğimiz yer neydi? Çocukların hayal kurduğu, öğretmenlerin umut ektiği, hayatın başladığı yerdi. Şimdi ne oldu? Korkunun kol gezdiği, annelerin çocuklarını kapıdan içeri gönderirken yüreğinin parçalandığı yerlere dönüştü. Bu nasıl bir çöküştür?
Bir çocuk okula giderken arkasından “dikkat et” diye bağırmak zorunda kalan bir toplum sağlıklı olabilir mi? Bir öğretmen sınıfa girerken can güvenliğini düşünüyorsa, orada artık eğitimden söz edilebilir mi?
Bu yaşananlar “olay” değil, bu bir ayıp, bu bir ihmal, bu bir toplumsal iflastır!
Her seferinde aynı cümleler: “Soruşturma başlatıldı…”
Peki sonuç? Yine yok.
Önlem? Yine yok.
Sorumluluk? Yine ortada yok!
Biz neyi bekliyoruz? Daha kaç çocuğun hayali yarım kalmalı? Daha kaç öğretmenin hayatı bir koridorda son bulmalı? Şiddeti konuşmaktan utanmayan ama önlem almaktan çekinen bir düzenin içindeyiz.
En acısı da şu: Alışıyoruz.
Evet, korkunç ama gerçek… alışıyoruz.
Bir gün manşet olan acı, ertesi gün sıradanlaşıyor. Vicdanlarımız köreliyor, tepkilerimiz kısalıyor, öfkemiz bile yoruluyor.
Ama bu normal değil!
Bu kabul edilemez!
Bu kader hiç değil!
Okullar kale gibi korunması gereken yerlerdir. Çocukların canı, hiçbir bahaneye sığdırılamaz. Güvenliği sağlamak bir seçenek değil, bir zorunluluktur. Bugün hâlâ eksik kalan her önlem, yarının acısına atılmış bir imzadır.
Bugün kaybettiğimiz her can, aslında bu ihmaller zincirinin sonucudur. Bu yüzden sadece yas tutmak yetmez; sorgulamak, hesap sormak ve değiştirmek zorundayız.
Hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.
Geride kalan ailelerin yüreğine düşen ateş asla sönmeyecek, biliyoruz…
Ama bilin ki yalnız değilsiniz. Bu acı hepimizin.
Ve biz bu acıyı unutmayacağız. Unutturmayacağız.
19 Şubat 2026…
Takvim bir kez daha Ramazan’ı gösteriyor. 18’i 19’una bağlayan gece sahura kalkacağız. Kimi uykulu gözlerle, kimi içten bir heyecanla, kimi de “bu yıl nasıl geçecek?” sorusuyla…
Peki Ramazan nedir?
Gerçekten sadece aç kalmak mıdır?
Yoksa insanın kendine doğru yaptığı en derin yolculuklardan biri mi?
Ramazan Nedir?
Ramazan, İslam inancına göre Kur’an’ın indirilmeye başlandığı ay olarak kabul edilir. Bu yönüyle sadece bir oruç ayı değil; aynı zamanda vahyin, farkındalığın ve içsel temizliğin ayıdır.
Ama Ramazan yalnızca mideyle ilgili değildir.
Dil ile, göz ile, kalp ile ilgilidir.
Aç kalmak, aslında nefsin sesini kısmaktır.
Susuzluk, sabrın pratiğidir.
Yavaşlamak ise hayatın hızına karşı bir itirazdır.
Modern dünyada sürekli tüketmeye programlanmış insan için Ramazan, “dur” deme provasıdır.
Ramazan Ne Değildir?
Ramazan bir gösteri ayı değildir.
Sosyal medyada paylaşılan iftar sofralarının estetik yarışına dönüşmemelidir.
Ramazan;